Atilla SAMAT

Tarih: 19.01.2026 20:47

SON ZAMANLARDAKİ VAHİM DOLANDIRICILIK DALGASI

Facebook Twitter Linked-in

Özellikle site yönetimlerinde aidat paralarını toplayıp kayıplara karışan yöneticiler ve yatırım vaadiyle altın, döviz toplayıp ortadan kaybolan kuyumcular, milyonlarca liralık vurgunlarla gündemi meşgul ediyor. 

Bu olaylar artık tek tek vakalar olmaktan çıktı; sistematik bir güven erozyonuna dönüştü ve halkın cebindeki son kuruşları bile tehdit ediyor.


Site yönetimlerindeki sorunlar, fahiş aidat artışlarıyla başladı. Birçok sitede aidatlar kira bedellerini aşar hale geldi, vatandaşlar "evde oturmanın maliyeti kiradan fazla" diye isyan etti. Bazı yönetimler, toplanan aidatları şeffaf kullanmak yerine kişisel harcamalara yönlendirdi veya doğrudan kaçırdı. İstanbul ve çevresindeki büyük sitelerde, yöneticilerin milyonlarca liralık aidatları alıp iz bırakmadan ortadan kaybolduğu şikayetler arttı. 

Kat malikleri, yıllarca biriktirdikleri paraların havuzda eridiğini, ortak alanların bakımının yapılmadığını fark ettikçe mahkemelik oluyor. 

Bu durum, milyonlarca site sakini için hem maddi hem manevi bir yıkım yarattı; çünkü aidat, zorunlu bir güven ilişkisi üzerine kurulu.
Daha vahimi, kuyumcu dolandırıcılıkları. Yıllardır tanıdıkları, mahallede güvenilir diye bilinen kuyumcular, "altın işletme", "kar vaadi" veya "emanet altın" diyerek vatandaşlardan para ve ziynet eşyası topluyor. 

Sonra bir gecede dükkanı kapatıp sırra kadem basıyorlar. Son aylarda yaşanan olaylarda, baba-oğul kuyumcuların 25-30 milyon liralık vurgun yaptığı, çevreden topladıkları altınları iade etmeden kaçtığı görülüyor. 

Bir başka vakada, yatırım amacıyla toplanan milyonlarca lira ve altınla kayıplara karışan kuyumcu, mağdurları dükkan önünde öfkeyle bırakıyor; hatta vitrindeki sahte ürünler yağmalanıyor. 

Bursa, Çanakkale, İstanbul gibi illerde peş peşe patlayan bu skandallar, 100 milyonları aşan zararlara yol açıyor. İnsanlar dişinden tırnağından artırdığı birikimini, "güvenilir esnaf" diye emanet ettiği kişiye kaptırıyor ve ertesi gün ortada yok.


Bu dolandırıcılıkların ortak noktası, güvenin sömürülmesi. Ekonomik krizde altın ve döviz, halk için en güvenli liman olarak görülüyor; site aidatları ise zorunlu bir ödeme. Dolandırıcılar tam da bu duyguları istismar ediyor: "Kar payı vereceğim", "güvenle saklayacağım" diyorlar, sonra kayboluyorlar. Mağdurlar arasında emekliler, memurlar, esnaf var; yılların emeği bir gecede uçup gidiyor. 

Adli süreçler uzun sürüyor, geri dönüş nadiren oluyor.


Bu vahim tablo karşısında yetkililere büyük görev düşüyor. Site yönetimleri için getirilen yeni düzenlemeler –aidat artışlarının yeniden değerleme oranıyla sınırlanması, kat maliklerinin denetim yetkisi– olumlu adımlar olsa da, uygulamada sıkı takip şart.

Kuyumculuk sektöründe ise emanet altın ve kar vaadi işlemlerine kesin yasak getirilmeli, işlemler banka üzerinden yapılmalı, nakit dışı ödeme zorunlu hale getirilmeli. Vatandaşlar da artık "yakınım, mahallemizin esnafı" diye körü körüne güvenmemeli; her yatırımı sorgulamalı, resmi kayıtlara bakmalı.
Sonuçta, bu dolandırıcılıklar sadece para kaybı değil; toplumun güven duygusunu yok ediyor. 

Helal kazancın, emanetin değerini bilen bir millet olarak, bu zehirli dalgaya dur demek zorundayız. 

Aksi takdirde, yarın birikimlerimizi emanet edecek kimse kalmayacak. Güveni yeniden inşa etmek, bugün harekete geçmekle mümkün.Kalın Sağlıcakla 
Atilla Samat


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —