Nebahat ÜNAL

Tarih: 13.01.2026 07:00

Kadınların Sessiz Çığlığı

Facebook Twitter Linked-in

Umutlar yeşerir, gelecek planları yapılır; birlikte yaşlanmak, çocuklar büyütmek, zorlukları omuz omuza aşmak gibi düşler sarar her yanı. Beyaz gelinlik giyilir, sözler verilir, aileler birleşir. 

O anlarda her şey mükemmel görünür, sanki sonsuz bir mutluluk vaat eder dünya. Ama zamanla, o parlak resim solmaya başlar. Küçük tartışmalar büyür, anlayış yerini suçlamalara bırakır, sevgi ise yavaş yavaş eriyip gider. Ve bir gün, ayrılık kelimesi kapıyı çalar.


Ayrılma aşamasındaki kadınlar, işte tam burada en derin yaraları alır. Toplumun baskısı bir yandan, ekonomik bağımsızlık eksikliği diğer yandan onları kıskaca alır. Birçoğu yıllarca evin yükünü sırtlamış, kariyerini ertelemiş, çocukları için fedakarlık etmişken, şimdi elleri boş kalır. 

Eşinin öfkesi, ailesinin yargıları, dostların dedikoduları arasında sıkışıp kalırlar. "Dayan, düzelir" derler çevredekiler, ama o zulüm devam eder. 

Psikolojik şiddet başlar önce; sözlerle yaralanır ruhlar, değersiz hissettirilirler. Sonra maddi baskılar gelir: Para kesilir, evden kovulma tehditleri savrulur, çocuklar koz olarak kullanılır. Kadınlar, mahkemelerde hak ararken yorulur, avukat masrafları altında ezilir, toplumun "boşanmış kadın" etiketiyle damgalanır.


Düşünün bir kadını, evlendiği günün heyecanını hatırlarken, şimdi yalnız bir odada gözyaşları dökerken. O umutlarla kurulan yuva, nasıl bir hapishaneye dönüşmüş? Çocuklarının geleceği için susar birçokları, korkudan adım atamaz. 

Bazıları şiddete maruz kalır, morluklarla gizler acısını. Ekonomik özgürlüğü olmayanlar, mecbur kalır eski hayatına dönmeye, ama o dönüş bir yenilgi gibi yakar içlerini. Bu kadınlar, sadece ayrılık acısını değil, sistemin zulmünü de taşır sırtlarında. Eğitimli olsun, eğitimsiz olsun, hepsi aynı çaresizlikle boğuşur. 

Toplum olarak onlara el uzatmamız gerek; destek mekanizmaları kurmalı, yasaları güçlendirmeli, farkındalık yaratmalıyız. Çünkü her ayrılık, bir kadının yeniden doğuşu olmalı, zulüm değil.


Bu hüzünlü tabloyu değiştirmek elimizde. Kadınlar, o ilk umutlarını kaybetmesin diye, hepimiz sorumluyuz. 

Belki yarın, bir kadın daha güçlü kalkar ayağa, ama bugün sessiz çığlıklarını duymalıyız.
Nebahat Ünal
 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —