Bu şiir, insanın kendi kökünden kopuşunun, gurbetin içe çöken ağırlığının adıdır. Ben daha gurbete ilk geldiğim yıllarda kaleme aldığım bu şiirle aslında bir neslin kaderini anlatırım:“Kapıldık İstanbul’un havasına suyuna…
” derken bile, o kapılışın ardında bir mecburiyet saklıdır. Çünkü kimse durup dururken yurdunu bırakmaz. İnsan bazen ekmek için, bazen çocukları için, bazen çaresizlikten göç eder. Ama göç, haritada yer değiştirmek değildir. Göç, insanın içinden bir parçanın kopmasıdır.
İlk dizelerim daha baştan gurbetin acısını mühürler: “Hasret kaldık elektriksiz köyün mumuna / Ana vatanı Dumlu’yu bıraktık da geldik gardaş…” Köyde elektrik yoktur belki ama gönül vardır. Şehirde ışık boldur ama insanın içi kararır.Şehre gelirken herkesin kulağına aynı masal fısıldanır: “Her şey güzel olacak… Altın gibi hayat var…” Ama şehir, altın değil, borç çıkarır insanın karşısına. Adım atsan para, nefes alsan yük…
Bunu bir cümlede öyle sert söyledim ki, şehir hayatının özeti olur: “Adımını at ver para, nefesi al borçlusun…”Şehir dediğin yer kalabalıktır ama insanı yalnız bırakır. Köyde herkes birbirini tanır, şehirde kimse kimseye bakmaz. Şiire sadece beton yoktur; kaybolan kültür vardır. Kıtlama çay, hıngel, pestil, çağşır çor…
Bunlar sadece yemek adı değil, memleketin hatırasıdır. Şehirde insan karnını doyurur ama gönlünü doyuramaz.Gebze’nin fabrika bacaları duman duman tüterken, şairin içi de duman olur: “Yayla yok fabrika bacaları duman duman / Dağı yeşili çimeni Dumlu’yu bıraktık da geldik…
”Bir zamanlar cirit vardı, düğün vardı, davul vardı. Şimdi hurda var, telaş var, yabancılık var. Ve gurbetin en ağır tarafı şudur: İnsan yaşarken bile mezarını yabancı hisseder. “Ölsen de burada bulunmaz bir mezar…”Şiirin finali ise bir insanın içinden kopan en acı itiraftır: “Kazandım parayı ama yaşamadım gençliğimi…
” İşte gurbet budur. Para kazanırsın ama yıllarını kaybedersin. Şehir sana ekmek verir ama ömrünü alır. “Dadaş’ı gardaşı Dumlu’yu bıraktık da geldik…” nakaratı, bir tekrar değil; bir sitemdir.Bir hasretin dili, bir pişmanlığın nefesidir.
Bu şiir sadece Dumlu’nun değil, Türkiye’nin dört bir yanından kalkıp büyük şehirlere gelen milyonların hikâyesidir. Kimi Gebze’ye, kimi İstanbul’a, kimi Ankara’ya… Ama hepsi aynı duyguyu taşır: Memleket geride kalır, insanın içi geride kalır. Ve insan bir gün durup düşünür: Biz şehre geldik… Ama kendimizi bıraktık.
DUMLUYU BIRAKTIKTA GELDİK
Kapıldık İstanbul un Havasına Suyuna Birde biz görelim bakalım şunun huyuna Hasret kaldık elektriksiz köyün mumuna Ana vatanı DUMLUYU bıraktıkta geldik gardaş
Dediler her şey çok güzel her şey altın Hele verin gardaş bir evde bize satın Kurban olum tezeğine gevenine oraların Hısım akraba DUMLUYU bıraktıkta geldik
Kıtlama çayı yok kadayıf dolmasını bilmezler Hıngel Çaşır Çor tutu Pestil yemezler Şerefsizim insanlık nedir bilmezler Balı kaymağı DUMLUYU bıraktık ta geldik
Gebze vilayeti sen neyiymişsin be ulan Hani nerde zengin olup ta sıhhat bulan Yayla yok fabrika bacaları duman duman Dağı yeşili çimeni DUMLUYU bıraktıkta geldik
Ata barı cirit yok arama buralarda Gece araba çalıp gündüz ederler hurda Vur davulcu vur sende davula Düğünü derneği DUMLUYU bıraktıkta geldik
Hele bakın gardaş siz bu garip işe Suyu bile alır olduk artık şişe şişe Sakın sıkışma git parayınnan işe Çayırı bayırı DUMLUYU bıraktıkta geldik
Adımını at ver para, nefesi al borçlusun Araban yok ise geç kalırsan suçlusun Otobüs minibüs trene kuyrukta bin Atı eşeği DUMLUYU bıraktıkta geldik
Sende benimle oynadın ey Gebze Yıllardır yedik hormonlu meyve ve sebze Hani nerde yemliği mantarı teze teze Eveliği tereyi DUMLUYU bıraktıkta geldik
Elektrik telefon su çarşı Pazar On günde gitti maaş azar azar Ölsen de burada bulunmaz bir mezar Top mezarlığı Şehitliği DUMLUYU bıraktıkta geldik
Şimdi dinleyin sakın buraya etmeyin heves Evin işin yoksa alamasın bir nefes Benim gibi kafaya vurursun heyhat bir ses Danayı nahırı DUMLUYU bıraktıkta geldik
Kazandım parayı ama yaşamadım gençliğimi Beş para etmezlerin çektim rezilliğini Kimsesizliğin hasretin garipliğin ezikliğini DADAŞI GARDAŞI DUMLUYU BIRAKTIKTA GELDİK