TURAN YAZAN

Tarih: 10.02.2026 02:32

Çalışan Hakları; Emeğin Sessiz Çığlığı..

Facebook Twitter Linked-in

Bu ülkede çok insan çalışıyor.
Ama az insan gerçekten korunuyor.

Sabahın köründe yola düşen, akşam karanlığında eve dönen milyonlar var. Alın teri var, yorgunluk var, geçim derdi var… Ama sıra haklara gelince bir sessizlik çöküyor. Çünkü çalışan olmak, çoğu zaman “şikâyet etmemeyi” de kabul etmek demek.

Çalışan, işini kaybetmemek için susuyor.
Hak aramamak, sabırlı olmak sanılıyor.
Oysa suskunluk erdem değil; mecburiyet.

Fazla mesai normalleştirildi, güvencesizlik kader gibi anlatıldı. “Şükret” kelimesi, emeğin üzerine bir örtü gibi serildi. Hakkını isteyen nankör, sorgulayan problemli ilan edildi. İşini iyi yapman yetmiyor artık; itiraz etmemen de bekleniyor.

Oysa çalışan hakları bir lütuf değildir.
Bir iyilik hiç değildir.
Alın terinin karşılığıdır.

İş güvenliği tabelalarda var ama sahada yok. Kâğıt üstünde yasalar güçlü, pratikte çalışan zayıf. Denetim eksik, yaptırım yetersiz. Kaybeden hep aynı: emek.

En acısı da şu: Çalışan yorgun ama yalnız. Sendika lafı ürkütüyor, hak mücadelesi riskli görülüyor. Çünkü sistem bireyi yalnız bırakıyor; yalnız kalan çalışan da kolay eziliyor.

Ama unutulan bir şey var:
Emeğin olmadığı yerde üretim olmaz.
Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz.
Hakkın olmadığı yerde verim hiç olmaz.

Çalışan hakları sadece çalışanı ilgilendirmez. Toplumu ilgilendirir. Çünkü güvencesiz çalışan, güvensiz bir gelecek demektir. Bugün susturulan emek, yarın daha büyük bir sorun olarak karşımıza çıkar.

Belki de artık şunu yüksek sesle söylemek gerekiyor:
İş istemek başka, sömürülmeyi kabul etmek başka.

Çalışmak zorunda olmak,
haklardan vazgeçmek zorunda olmak değildir.

Saygılarımla,Turan YAZAN


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —