Eskiden yorulmak bedenseldi. Akşam eve gelince ayaklarımız sızlar, ama içimiz rahattı. Şimdi ise bedenler yerinde duruyor, ruhlar bitkin. Çünkü bu çağda insanı asıl yoran şey; çok çalışmak değil, çok düşünmek.
Hayat hızlandı.
Biz yetişemedik.
Günler geçiyor ama içimizden geçenleri yakalayamıyoruz. Konuşuyoruz ama anlaşılmıyoruz. Gülüyoruz ama çoğu zaman içimiz gülmüyor. Herkes bir yerlere yetişme telaşında; kimse kendine uğramıyor.
Artık yorulmak sadece bedensel değil. İnsan, düşünmekten yoruluyor. Yanlış anlaşılmaktan, eksik kalmaktan, fazla olmaktan… Sürekli dikkatli olmak zorunda kalmak insanı sessizce tüketiyor.
Oysa hayat bu kadar zor değildi.
Bir selam yetiyordu.
Bir hal hatır sorusu içten geliyordu.
İnsan, insana iyi geliyordu.
Şimdi kalabalıklar içindeyiz ama yalnızız. Herkes haklı olma derdinde, kimse mutlu olmayı konuşmuyor. Bir adım geri atsak, biraz yavaşlasak belki fark edeceğiz: Asıl ihtiyaç duyduğumuz şey çok büyük değil.
Biraz anlayış.
Biraz saygı.
Biraz da susup dinlemek.
Çünkü hayat, sürekli güçlü görünmek zorunda olduğumuz bir yarış değil. Yorulduğumuzu söyleyebildiğimiz, insan kalabildiğimiz bir yolculuk.
Ve bazen en doğru şey,
Durup derin bir nefes almak…
“Ben buradayım” diyebilmek..
Saygılarımla,Turan YAZAN