Sanki bir düğmeye basılmış gibi, herkes "maliyet arttı" diye etiketi değiştirdi. Ama asıl maliyet ne? Vicdansızlık mı arttı yoksa?
Asgari ücretli milyonlarca insan, o zammı alın teriyle hak etti. Bir nefes alsın, ailesine biraz daha iyi bakabilsin diye. Ama ne oluyor? Zam daha cebe girmeden, market raflarında, pazar tezgahlarında fiyatlar şişiyor.
Stokçular depolara mal yığıyor, fırsatçılar "talep arttı" diye bahane üretiyor. Sonuç? O zam, çalışanın eline geçmeden buharlaşıyor.
Geçen yıl da aynı senaryoyu yaşadık; bu yıl da aynısı. Nereden nereye geldik, toplum olarak bu kadar duyarsız mı olduk fırsatçılara?
Bir düşünün, asgari ücretli sabah erken kalkıyor, akşam geç dönüyor; çocuklarının karnını doyurmak için didiniyor.
Ama o zam açıklanır açıklanmaz, ev sahibi "maliyetler arttı" diye kirayı bindiriyor, bakkal "nakliye pahalandı" diye ekmeğe zam yapıyor, dolmuşçu "mazot uçtu" diye ücret artırıyor.
Hepsi birden, sanki organize olmuş gibi. Stokçuluk desen ayrı bir facia; depolar dolu, ama raflar boş gösteriliyor ki fiyatlar daha da artsın. Fırsatçılık ise tam bir vicdan yangını; milletin cebindeki üç kuruşu bile gasp etmeye çalışıyorlar.
Bu gidişata dur demenin vakti geldi de geçiyor bile. Devlet denetimleri artırıyor evet, ama asıl denetim bizde; tüketici olarak bilinçli olacağız, fırsatçıya prim vermeyeceğiz. Zam yapanı boykot edeceğiz, stokçuyu şikayet edeceğiz vicdanlı esnafı tercih edeceğiz.
Asgari ücret zammı bir başlangıç olsun; ama o başlangıç, fırsatçıların değil, emekçinin lehine olsun.
Hadi, bu yangını söndürelim birlikte; stokçuluğa, fırsatçılığa geçit vermeyelim. Emekçinin hakkı, emekçide kalsın.
Nebehat Ünal