Atilla SAMAT

Tarih: 13.01.2026 07:03

Aile Kavramının Dönüşümü

Facebook Twitter Linked-in

Yemekler birlikte yenir, sohbetler uzardı, sorunlar ortaklaşa çözülürdü. Baba otorite figürüydü, anne evin direği; çocuklar saygı içinde büyür, değerler aktarılırdı nesilden nesile. Evlilikler uzun sürer, zorluklar dayanışmayla aşılırdı. 

Komşuluk güçlüydü, aileler birbirine destek olurdu. Bu yapı, güvenlik ve aidiyet hissi verirdi herkese. 

Özellikle 1980'lerde çocuklar, sokaklarda özgürce oynardı; topaç çevirir, ip atlar, saklambaç kurar, bisiklete binerlerdi.

 Mutlulukları basit şeylerdeydi; bir dondurma, komşu bahçesinden toplanan meyve, akşamüstü arkadaşlarla yapılan maçlar yeterdi. 

Teknoloji yok denecek kadar azdı, hayal gücüyle eğlenirlerdi; kartondan evler yapar, taşlarla oyunlar icat ederlerdi. Aile akşamları masal dinler, birlikte radyo dinler, sohbet ederlerdi; bu bağlar ömürlük dostluklar doğururdu.


Şimdi ise aile kavramı küçülmüş, bireyselleşmiş. Çekirdek aileler yaygın, büyükler huzurevlerinde yalnız. Çocuklar erken yaşta bağımsızlaşır, ebeveynler kariyer peşinde koşar. Teknoloji araya girer; akşam yemekleri telefon ekranlarında geçer,

 sohbetler azalır. Boşanmalar artmış, ilişkiler kırılganlaşmış. Eski sadakat yerini bireysel mutluluğa bırakmış. Bu değişim, özgürlük getirirken, yalnızlık da doğuruyor. Çocuklar değerleri ekrandan öğrenir, aile bağları zayıflar. 

Özellikle teknolojinin kötü yanları ağır basıyor; cep telefonları bağımlılık yaratıyor, çocuklar saatlerce ekranlara yapışıyor, gerçek dünyadan kopuyor. 

Sanal alemde yalan kimlikler, siber zorbalık, uygunsuz içerikler her yanı sarıyor. Sanal kumar ise gençleri tuzağa düşürüyor; kolay para vaadiyle borçlara sürüklüyor, aileleri parçalıyor. 

Bu araçlar, fayda yerine zarar veriyor bazen; dikkat dağınıklığı, uyku sorunları, sosyal izolasyon artıyor.


Üstelik son yıllarda suça sürüklenen çocukların yaşı giderek düşüyor; TBMM'de kurulan komisyonlarda da vurgulandığı gibi, dünya genelinde ve Türkiye'de suça sürüklenme yaşı azalıyor, genç suçluluğu artıyor. 

Cezai sorumluluk 12 yaşından başlasa da, 15-18 yaş arası çocuklar artık daha ağır suçlara karışıyor, bazı düzenlemeler gündemde. En çarpıcı olanı ise son günlerde sıkça telaffuz edilen "yeni nesil mafya" veya "yeni çağ mafya" tanımı: 

Bunlar dijital çağın çocukları, sosyal medya üzerinden büyüyen, TikTok videolarında silahlı pozlar veren, motosikletli çeteler halinde sokakları terör estiren gruplar. 

Barış Boyun, Daltonlar, Redkitler, Anucurlar gibi isimler mahallelerden doğup ülke çapına yayılıyor; gençleri tetikçi olarak kullanıyor, değer erozyonuyla besleniyorlar.

 Eskiden mafya yanlış görülürken, şimdi gençler için "içinde olmak istedikleri" bir dünya haline gelmiş; para ve şöhret tek değer olmuş. Bu çeteler, geleneksel mafyadan farklı; taşeron cinayetler, siber suçlar, uluslararası bağlantılarla büyüyor. 

Çocuklar bu karanlık dünyaya kapılıyor, aileler parçalanıyor, toplum yaralanıyor. Yine de, her iki dönemin de artıları var. Eski aile dayanışmayı öğretir, yenisi bireyi güçlendirir. Belki dengeyi bulmak, geleceğin anahtarı; ama bu gidişatı durdurmazsak, yarın çok daha karanlık olacak.

 Kalın sağlıcakla
Atilla SAMAT


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —