Nebahat ÜNAL

Tarih: 25.01.2026 21:48

AHLAKİ ÇÖKÜŞ

Facebook Twitter Linked-in

Bugün sokakta, ekranda, dilde ve niyette gördüğümüz savrulma; aslında uzun süredir ihmal edilen bir ahlak nöbetinin sonucudur.


Bir zamanlar bu topraklarda utanmak, edebin kardeşiydi. Şimdi utanmak zayıflık sayılıyor; arsızlık ise cesaret diye pazarlanıyor. Oysa milli şairlerimizden biri, bir milletin ayakta kalmasının imanla, ahlakla ve çalışmakla mümkün olduğunu haykırmıştı. 

Sözleriyle değil, fikriyle düşündüğümüzde; bugünkü tembelliğin, kolaycılığın ve menfaatçiliğin bizi nereye sürüklediği açıkça ortadadır.


Eskiden yanlış yapan başını eğerdi, bugün yanlış yapan alkış bekliyor. Doğruyu söyleyen yalnız, eğriyi savunan kalabalık. Bu tersine dünya hâli, sadece bireyin değil; kurumların, ailelerin ve hatta dilin bile ahlaki pusulasını şaşırdığını gösteriyor.


Bir başka milli şairimiz, millet olmanın kuru bir kalabalık olmadığını; ortak bir vicdan, ortak bir haysiyet gerektirdiğini hissettirmişti. Bugün ise “ben” o kadar büyüdü ki “biz” kelimesi gölgede kaldı. Menfaat, merhametin önüne geçti. Güç, adaletin önüne. Gürültü, hakikatin önüne geçti.


Ahlaki çöküş en çok da küçük şeylerde belli olur: Emanete sadakatsizlikte, sözünde durmamada, kul hakkını hafife almada… Büyük felaketler büyük günahlarla değil; küçük ihlallerin alışkanlık hâline gelmesiyle gelir.


Yine bu toprakların bir şairi, umudu hiçbir zaman terk etmemeyi, karanlığın en koyu anında bile sabaha inanmayı öğretmişti. 

Bu yüzden mesele sadece eleştirmek değildir. Asıl mesele, yeniden doğrulmayı bilmektir. Ahlakı bir nutuk konusu değil, bir hayat tarzı hâline getirmektir.


Çünkü ahlak, başkasını denetlemek için değil; insanın kendini terbiye etmesi içindir. Ve bir millet, ne zaman kendi nefsine söz geçirmeyi öğrenirse, işte o zaman yeniden ayağa kalkar.
Nebahat ÜNAL


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —