Diş asistanlığı yapan bir arkadaşım var; her sabah işe giderken, her akşam eve dönerken aynı yolları kullanıyor.
O yolların köşelerinde hep aynı manzarayla karşılaşıyor: Küçük çocuklar, mendil satıyor, su uzatıyor, gözleri umutla ama yürekleri kırık. Bana anlattıkça içim sızladı; "Her gün görüyorum onları, bir şey yapamamak ağır geliyor" diyor.
İşte bu yazıyı onun için yazdım; o arkadaşımın gözünden gördüğüm bu dramı, hepimizin vicdanına seslenmek için.
Bir düşünün, şu kalabalık şehirlerin göbeğinde, ışıkların altında kaç çocuk var ki, aile sıcaklığını hiç tatmamış? Gözleri erken yaşta büyümüş, elleri nasırlı, yürekleri yaralı... Onlar sokak çocukları; bazıları anne babasını kaybetmiş, bazıları terk edilmiş, bazıları ise ailesi olmasına rağmen sevgi görmemiş.
O çocuklar ki, geceyi karton kutularda geçiriyor, gündüzü ise zorla bir şey satmaya çalışarak. Birileri eline mendil, su, sakız tutuşturuyor, "Git sat" diyor, satamazsa dayak yiyor.
O masum yüzler, o küçük bedenler... Nereye sığınsınlar bu soğuk dünyada?
Daha kötüsü var, ailesi olup da horlanan çocuklar. Evde baba bağırır, anne susar; çocuk bir köşede ezilir, sevgi yerine azar görür. "Senin yüzünden" diye suçlanır, yemek yerine ekmek kırıntısı alır. O çocuklar okula gidemez, sokaklara düşer; birilerinin eline düşer, kötü alışkanlıklara bulaşır.
Ailesi olmayıp da birilerinin eline düşenler ise tam bir facia. Organizatörler, çeteler onları toplar, zorla dilendirir, sattırır, hatta daha kötüsüne sürükler. O çocuklar masumiyetini kaybeder, çocukluğunu kaybeder, hayallerini kaybeder.
Bir mendil satan çocuğun gözüne bakın, orada bir dram görürsünüz; ailesizliğin, sevgisizliğin acısını.
Bu çocuklar toplumun en zayıf halkası, ama en çok yarası olanı. Onlar ki, bir anne kucağı özlemiyle büyüyor, bir baba koruması hayaliyle. Zorla sattırılan o mendiller, o sular... Arkasında ne acılar var bilinmez. Bir çocuk sokak ortasında titrerken, biz arabalarımızda klimayı açıyoruz.
O çocuklar ailesizliğin soğuğunda üşürken, biz evlerimizde ısınmaya çalışıyoruz. Nereden nereye geldik, toplum olarak bu kadar duyarsız mı olduk?
O çocuklar bizim çocuklarımız, bizim geleceğimiz; onları korumazsak, yarın ne olacak?Dramatik değil mi? Bir çocuk, ailesi tarafından horlanıp sokağa atılıyor; başka bir çocuk, ailesiz kalıp kötü ellere düşüyor.
Zorla bir şey sattırılan o küçük eller, bir gün büyüyecek; ama o yaralarla büyüyecek. Sevgi görmeyen çocuk, sevgi veremez olur. Bu dramı bitirmek elimizde; yetimhane sahiplenmesi gibi değil, daha acil, daha gerçek bir yardım lazım.
O çocuğa mendil alırken gülümsemek yetmez; şüpheli bir durum gördüğümüzde hemen yetkililere haber verelim. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın il müdürlüklerini, Sosyal Hizmet Merkezlerini arayalım. Polis veya jandarma ile iletişime geçmekten çekinmeyelim.
Çocuk Esirgeme Kurumu veya yerel belediyelerin sosyal hizmet birimleri de kapı açık. Bir ihbar, bir telefon, o çocuğun hayatını kurtarabilir; kötü ellere düşmesini engelleyebilir.
Hadi, bu dramı bitirelim; sokak çocuklarını görmezden gelmeyelim, şüpheli durumları yetkililere bildirelim. Onlar bizim vicdanımız, onları korumazsak, kendimizi kaybederiz.
Kalın sağlıcakla
Atilla Samat



