TURAN YAZAN


Gündem Değişiyor, Dert Aynı Kalıyor..

Gündem Değişiyor, Dert Aynı Kalıyor..


Dün başka bir konuyu tartışıyorduk, bugün bambaşka bir başlık var önümüzde.
Televizyon ekranları, sosyal medya akışları, manşetler hızla değişiyor.
Ama mutfakta tencere hâlâ aynı kaynıyor.
Cüzdan hâlâ hafif, sokak hâlâ gergin, insan hâlâ yorgun.

Gündem değişiyor ama dert yerinde duruyor.

Bir ülkenin gündemi bu kadar hızlı değişiyorsa, orada iki ihtimal vardır:
Ya sorunlar gerçekten çözülüyordur…
Ya da sorunların konuşulması özellikle kısa tutuluyordur.

Bizde genelde ikinci ihtimal ağır basıyor.

Bir sabah ekonomi konuşulur, öğleden sonra unutulur.
Bir gün adalet tartışılır, ertesi gün başka bir polemikle üstü örtülür.
Bir hafta gençlerin umutsuzluğu gündem olur, sonra yeni bir başlık gelir ve herkes başka yöne bakar.
Sorunlar çözülmediği hâlde, konuşulma süresi dolmuş gibi davranılır.

Oysa hayat böyle işlemiyor.

Emekli, gündem değişti diye pazardan daha fazla şey alamıyor.
Genç, başlıklar yenilendi diye geleceğe daha umutla bakamıyor.
Esnaf, tartışmalar değişti diye kepenk kapatma korkusunu bir kenara bırakamıyor.
Kiracı, manşetler farklılaştı diye ev sahibinin kapıyı ne zaman çalacağını unutamıyor.

Gündem değişiyor ama hayat aynı yerden devam ediyor.

Asıl tehlike de burada başlıyor.
Toplum, sürekli yeni başlıklara maruz kaldıkça gerçek sorunlara karşı duyarsızlaşıyor.
Bir şey uzun süre konuşulmuyorsa, yok sayılıyor.
Konuşulmadıkça normalleşiyor.
Normalleştikçe de kabulleniliyor.

Ve biz kabullenmeyi “alışmak” sanıyoruz.

Sosyal medya bu döngünün en hızlı motoru.
Bir konu trend oluyor, herkes konuşuyor, öfkeleniyor, paylaşıyor.
Sonra yeni bir gündem geliyor, eski öfke çöpe atılıyor.
Tepkiler kısa, hafıza zayıf, sorumluluk ise hep başkasına ait.

Böyle bir ortamda en çok kaybolan şey ise süreklilik.
Oysa sorunlar süreklidir.
Hayat, trend başlıklarla değil, gerçeklerle akar.

Bir ülkede gündem bu kadar sık değişiyorsa, vatandaşın zihni de o kadar yoruluyor.
Ne düşüneceğini, neye kızacağını, neyi savunacağını şaşırıyor.
Sonunda susmayı tercih ediyor.
Çünkü sürekli tetikte olmak insanı tüketiyor.

İşte tam bu noktada şunu sormak gerekiyor:
Biz gerçekten gündemi mi takip ediyoruz, yoksa gündem bizi mi sürüklüyor?

Gerçek meseleleri konuşmak cesaret ister.
Çünkü gerçek meseleler kolay tüketilmez.
Reyting getirmez, hızlı unutulmaz, üstü kolay örtülmez.
Ama kalıcı çözüm de ancak oradan çıkar.

Gündem değişebilir.
Değişmesi de doğaldır.
Ama dert aynı kalıyorsa, orada bir durup düşünmek gerekir.

Çünkü bazı sorunlar konuşulmadığı için değil,
konuşulup yarım bırakıldığı için büyür.

Ve unutmayalım:
Bir toplumun asıl gündemi, manşetlerde değil;
mutfakta, sokakta ve insanların yüzündeki ifadede gizlidir.

Gündem değişiyor olabilir…
Ama dert hâlâ aynı yerde duruyor.

Saygılarımla,Turan YAZAN