Adnan İLTER


2026: ŞAHLANMA YILI MI, BASMA KALIP MI?

2026 yılı “Şahlanma Yılı” ilan edildi.


Aslında kulağa yabancı gelmiyor. Çünkü yaklaşık altı yıldır aynı kelimeyle yaşıyoruz. Ancak gelinen noktada, toplumun geniş bir kesimi için bu ifade bir ekonomik atılım vaadinden çok, basma kalıp bir slogana dönüşmüş durumda.

Bir dönem “Emekli Yılı” ilan edildi…
Ama emekliyi, emeklemekten öteye taşıyamayan bir sistemin içinde.

Gençler gelecek planı yapamıyor,
Orta yaşlılar günü kurtarmaya çalışıyor,
Yaşlılar ise neredeyse tümden çaresiz.

Peki, 2026’da gerçekten bir şahlanma olur mu?
Yoksa yine şapkadan tavşan çıkmasını mı bekliyoruz?

ŞAHLANMA SLOGANLA OLMAZ

Gerçek şahlanma; afişlerle, lansmanlarla, büyük kelimelerle olmaz.
Azınlığın çıkarı için yapılan büyük harcamalarla hiç olmaz.

Şahlanma, maaş bordrosunda hissedilir.
Satın alma gücünde, yaşam kalitesinde anlaşılır.
“Ay sonunu nasıl getireceğim?” sorusu sorulmadığında fark edilir.

Bugün bir emekli, aldığı maaşla değil; borçla, destekle, çocuklarının omzuyla ayakta duruyorsa…
Bir asgari ücretli ikinci işi değil, üçüncü ihtimali düşünüyorsa…
Bir genç hâlâ “Bu ülkede kalmalı mıyım?” sorusunu soruyorsa…

Burada hangi şahlanmadan söz edilebilir?

ŞAPKADAN TAVŞAN DEĞİL, ZEMİNDEN GÜVEN ÇIKMALI

Ekonomide artık sürprizlere değil, öngörülebilirliğe ihtiyaç var.
Şapkadan çıkan tavşanlar alkış alır ama doyurmaz.
Toplum sihirli formül değil, adil paylaşım bekliyor.

Gerçek şahlanma;

• Emeklinin ek iş yapmadan yaşayabildiği,
• Çalışanın maaşının enflasyon karşısında erimediği,
• Gencin hayal kurmaktan korkmadığı,
• Esnafın günü kurtarmak yerine yatırım düşündüğü  bir zeminde olur.

PEKİ, 2026 ŞAHLANMA YILI OLABİLİR Mİ?

Olabilir.
Ama bunun için önce kelimelerin değil, gerçeklerin şahlanması gerekir.
Aksi hâlde takvimler değişir, manşetler yenilenir…

Ama vatandaş yine aynı soruyu sorar:
“Bu şahlanma tam olarak kimin için?”

Ve o soru, cevabını bulmadıkça hiçbir yıl gerçekten “şahlanma yılı” olmaz.